20/8/2008 ·

Hayat garip bir şekilde ilerliyor, o ilerlerken ben aynı noktada devam ediyorum hayata, tabi farklılıklarım yokmu illa ki var, mesela 2 hafta önce cumartesi hiç beklemediğim anda vucuduma misafir olan şiddetli ağrı, acilde soluğu aldım, doktor iğne vurdu gönderdi, gece 3 te gene sancılandım bu sefer başka hastanenin aciline gittim, iğne sarum derken sabah 5 te çıktım ama sonuç yoktu, ağrılarıma bulunan çözüm geçiciydi... Ağrım dinmiyordu ne olduğunu da bilmiyorduk, işin esası zaman kaybetmekten de korkuyorduk sonra bir özel hastanede kendimizi bulduk. iğne ve kan tahlilinden sonra böbrekte taş olduğunu ve yarın üroloji servisine randevu almam gerektiğini söyledi..
Velhasıl aldık , çekilen röntgen, tomografi ve ultrasondan sonra bi sürü taş olduğu saptandı. Rahatsızlığımın nedenini öğrendim, bu noktada rahatladım ama çözüm noktasında sıkntımız hala devam ediyor....
Bütün yaşanmış hayat tecrübelerini deniyoruz, aktardan alınan ilaçlar, çaylar, zeytinyağlı limon, yoğurt suyu ve izmitten gelen su.... hepsi aynı anda devam ediyor... ama böbreğin çıkışında bulunan taşın büyük olması nedneiyle doktor bey kapalı ameliyat dedi... Buna hazır değilim..... Zor ve sancılı  bir süreç beni bekliyor, Allah'ım yardım et....

31/7/2008 ·
Merhaba günlüğüm,
 
öncelikle bir süprizim var, partim kapatılmıyor, bunun için mutluyuz, senelerden sonra ilk defa siyaset yaptığımı hissettiğim bir dönemde inandığım bir parti de aktif görev almış olmaktan mutluluk duyduğum anda partimin kapatılma sürecine girmesi beni ve tüm partizanları derinden yaraladı... Ama Hak yerini buldu ve anayasa mahkemesi tarafından istenilen oy sağlanamayarak parti kapatma işlemi yapılamadı... Ne Mutlu Türk'üm diyene!....

İş hayatına gelince bu sene iyice asıldım işime, zaman zaman söyleniyor olsamda en iyi olabilmek için elimden geleni yapıyorum. sadece amirimin malüm görevlendirme konusunda durumumu bilmeisne rağmen inatla birimim dışına haftada 1 gn vermesi ve o günün cumartesi olması canımı sıkmasını saymassak...

AŞK konusunda yazacak hiç birşeyim yok maalesef, hep imkanszı istiyorum sanırım, hep hayal kırıklığına uğruyorum, yine bir hayal kırıklığı var aşk çuvalımda, içimde yok etmeye çalışıyorum, gerçi olmayacak, olmaz diyerek içimde başlattığım çok cılız br duyguydu... Aslında bir şeyi fark ettim, çevremdeki bi çok kişinin  ısrarla evlen demesine rağmen inatla karşıma çıkan kişileri red ediyorum, yapamıyorum, ama vatandaşın evlendiği 1 sene oldu, bakıyorum da o hayatını kurdu bense yine istemesemde, sevmesemde yaşadıklarımı unutamıyor, O'nu  hayatımdan çıkaramıyorum.... bu yüzden zaman zaman saçma sapan kişilere bile aşık olmaya başlıyorum ama virajlardan dönemiyor, bitiriyorum, hep sil baştan .... 

Zaman zaman görücü usulü görüştüklerim oldu mesela 4 a önce bir çocukla görüştürdüler, anneme giderken bu iş olmaz çocuk bize uygun değil diyerek gitmiştim ama onu görünce çok hoşlanmış, ağzımın suları akmış  ve eve geldiğimde anneme beğendim görüşmek isterse görüşeceğim dedim,  neyse ki o da benle görüşmek istemiş ve flört dönemine başlamıştık. hatta ben onu babamla bile tanıştırdım amma velakin çocuğun yaşam tarzı, ahlakı bizden çok farklı olduğundan, benden yapamayacağım işleri istediğinden ve isteklerine cevap bulamamasından beni terk etmiş, ve terk edildiğimi 2 hafta önce benle katılmaya söz verdiği düğün cemiyeti gecesi gelmediğinde anlamıştım.... 1 ay süren flört dönemim de o gece son bulmuştu... ağlaya ağlaya eve varmıştım... o zaman ağlamıştım ama şimdi gülüyorum... ha ha ha ... kendisi kaybetti ben gibi birini....  

Şimdi ilgi duyduğum biri var, tıpkı O'na benziyor... onun gibi davranıyor sanki, onunla aynı renk gözleri, o gibi ağır efendi biri... olmaz diyerek içimde ince cılız bir duygu yeşermeye başladı.... Olmayacağının da işaretlerini görüyorum.... İçim acıyor ama.... 

Yinede evlenmeyeceğim, son zamanlarda insanların baskısı bende evlenme isteğinin zıddına duygu beslememe sebebiyet vermeye başladı, hiç tahayyül edemiyorum evliliği, böyle o kadar rahatım ki.... Sadece Aşk'ı istiyorum, sevmeyi ve sevilmeyi, hayatımda birinin olmasını ve sonumun olmasını....  Çok şey  mi istiyorum bilmiyorum ama istiyorum işte... zaten kendimi bildim bileli istediğim şey bu değil miydi?....



 
7/4/2008 ·

Kanuni -Hürrem aşkııı

Kanuni Sultan Süleyman’dan Hürrem Sultan’a

“Gülşen-i hüsnünde dil mürgün yine saydetmeye
Zülfünün ağında Muhibbi hali divanedir”
...
“Kapında çün ki meddahım, seni medhederim daim
Yürek pür-gam, gözüm pür-nem, Muhibbiyim, hoş halim.”


Hürrem Sultan’dan Kanuni’ye

Hazreti Sultanım,
Yüzümü yere koyup kutsal ayağınızın bastığı toprağı öptükten sonra,
benim devletimin güneşi ve sermayesi sultanım, eğer bu ayrılığın ateşi
yanmış ciğeri kebap, göğsü harp, gözü yaş dolu, gecesini gündüzünden ayırt
edemeyen, özlem denizine düşmüş çaresiz, aşkınız ile divane, Ferhat ile Mecnun’dan
beter tutkun kölenizi sorarsanız ne ki sultanımdan ayrıyım. Bülbül gibi ah ve feryadım
dinmeyip ayrılığından öyle bir halim var ki Hak kafir olan kullarına dahi vermesin.

11/3/2008 ·

Pazar Günü Gençlik Kolları 2. olağan kongremiz vardı, birbirinde dğerli 3 aday katıldı ve ben bir adayın listesinde sçeime girdim, tabiki bizim adayımız kazandı...

Kalbim kuş gibi çırpıyor, Kongre içinmi yaz geldii için mi anlamadım, aslında mutluluktan mı acıdan onuda bilmiyorum... Allah hayır etsin...

Uzun zamandır yazı yazmayı beceremiyorum. 3 yıl aradan sonra yeniden siyasete başladım, inanılmaz oldu benim için, iş yerinde bi kaç kişi gazeteden öğrenmiş ve tebrik ettiler. Allah utandırmasın...

İyi bir yönetim olduğuna inanıyorum, eğitim seviyesi yüksek.... bu sefer sazanlık yapmayacağım siyasette, bu sefer ağır olacağım, üstüme düşen görevi yapacağım, eskisi gibi yıpratmayacağım kendimi, zaten niçin isyaset yapmak istiyorum? tamamen hizmet için....

Allahım mahçup etme!....Dürüstlükten ayırma!...

11/3/2008 ·
LEYLÂ ile MECNÛN


Mecnun, bir kabile reisinin dualar ve adaklarla dünyaya gelmis olan Kays adli ogludur.
Okulda bir baska kabile reisinin kizi olan Leyla ile tanisir.
Bu iki genç birbirlerine asik olurlar. Okulda baslayip gittikçe alevlenen
bu macerayi Leyla'nin annesi ögrenir.
Kizinin bu durumuna kizan annesi, kizina çikisir ve bir daha okula göndermez.
Kays okulda Leyla' yi göremeyince üzüntüden çilgina döner,
basini alip çöllere gider ve Mecnun diye anilmaya baslar.

Mecnun' un babasi, oglunu bu durumdan kurtarmak için Leyla'yi isterse de Mecnun
(deli, çilgin) oldu diye Leyla' yi vermezler. Leyla evden kaçarak, Mecnun' u çölde bulur.
Halbuki o, çölde âhular, ceylanlar ve kuslarla arkadaslik etmektedir ve
mecâzî asktan ilâhî aska yükselmistir. Bu sebeple Leylâ' yi tanimaz.
Babasi Mecnûn' u iyilesmesi için Kâbe' ye götürür.
Duâlarin kabul oldugu bu yerde Mecnûn,
kendisindeki askini daha da arttirmasi için Allahü Tealâya duâ eder:

"Ya Rab belâ-yi ask ile kil âsinâ beni
Bir dem belâ-yi askdan etme cüdâ beni."

Duâsi neticesi aski daha da çogalir ve bütün vaktini çöllerde geçirmeye baslar.
Diger tarafta ise Leylâ da ask istirabi içindedir.

Bir zaman sonra âilesi, Leylâ' yi ibn-i Selâm isimli zengin ve îtibârli birine verir.
Ancak, Leylâ kendisini bir perinin sevdigini ve eger kendisine dokunursa ikisinin de
mahvolacagini söyleyerek ibn-i Selâm' i vuslatindan uzak tutmayi basarir.

Mecnûn, çölde, Leylâ' nin evlendigini arkadasi Zeyd' den isitince çok üzülür.
Leylâ' ya aci bir sitem mektubu gönderir.
Leylâ da durumunu bir mektupla Mecnûn' a anlatir.
Kendisini anlamadigindan dolayi o da sitem eder.

Bir müddet sonra Mecnûn' un âhi tutarak ibn-i Selâm ölür. Leylâ baba evine döner.
Bir çok tereddütten sonra her seyi göze alarak, Mecnûn' u çölde aramaya baslar.
Fakat Mecnûn, dünyadan elini etegini çekmis ilâhî ask yüzünden Leylâ'nin
maddî varligini unutmustur. Leylâ, çölde Mecnûn' u buldugu hâlde, Mecnûn onu tanimaz.
Leylâ onun erdigini anlarsa da yine onsuz yasayamaz. Hastalanip yataklara düser.
Kisa zaman sonra da ölür. Mecnûn, Leylâ' nin ölüm haberini ögrenir.
Gelip mezarini kucaklar, aglayip inler;

"Ya Rab manâ cism ü cân gerekmez
Cânânsuz cihân gerekmez."

Der, kabri kucakla* ölür.

Bir müddet sonra Mecnûn' un sâdik arkadasi Zeyd rüyasinda,
Cennet bahçelerinde birbiriyle bulusmus iki mesut sevgili görür.
Bunlar kimdir? diye sorunca, derler ki:
"Bunlar Mecnûn ile onun vefali sevgilisi Leylâ' dir. Ask yoluna girip temiz öldükleri,
asklarini dünya hevesleriyle kirletmedikleri için burada bulustular."

« Önceki ::